3D Güvenli Ödeme Sistemi / Kapıda Ödeme (+4 TL)
0 Sepet
Sepete Eklendi
    Sepetinizde ürün var
    Sepetinizde 1 ürün var
    Toplam
    Devam Alışverişe Devam Et

    Seyahat Tutkusu — simple community

    Amsterdam'a Gitmek için 11 Neden

    Amsterdam'a Gitmek için 11 Neden

    Amsterdam kuşkusuz Türkler için en popüler tatil destinasyonlarından biri. Çevremdeki çoğu arkadaşım en az bir kere ziyaret etmiş mutlaka bu özel şehri. Ben de görmeyenler için özel bir liste oluşturdum ki hazır bilet fiyatları uygunken ve 3 saatlik bir uçuş mesafesiyken bu güzel şehir gidilecekler yerler listesine girsin...

    İşte Amsterdam'a gelmek için 10 neden:

    1) Şehrin her yerinden çıkan birbirinden güzel kanallar ve o kanalları çevreleyen tarihi, kutu gibi ama bir o kadar da etkileyici evler

    2) Avrupa'da gece hayatının en iddialı olduğu yerlerden biri olması, her hafta sonu gitmek isteyeceğiniz birden çok parti olması ve dünyaca ünlü DJ'lerin dinleme şansı (eğlenen kitle de oldukça iç açıcı)

    3) Şehrin içinde görülmeye değer birden çok parkın bulunması...Favorilerim sırasıyla: Vondelpark, Westerpark, Beatrix, Oosterpark (özellikle güzel havalarda piknik için ideal)

    4) Cin tonik severler için bu şehrin hazine değerinde olması...Özellikle Razzmataz'a uğramadan dönmeyin derim

    5) Amsterdam çevresinde de görülmeye değecek bir çok güzel şehir, köy, kasaba bulunması. Bunlardan bazıları Utrecht, Maastricht, Eindhoven..

    6) Sağlıklı beslenme düşkünleri için bir çok organik kafe, restoran, pazar bulunması

    7) Şehrin düz ayak olması ve heryerin yürüyerek ya da bisikletle kolayca gezilebilmesi..Bisiklet yollarının güzelliğini ve rahatlığını görünce bisikletle gezmeyi tercih edeceksiniz =)

    8) Nusret'le kapışacak güzellikte et yeme şansı (Carbon favorim, diğer alternatifler Loetje, Cannibale Royale)

    9) Amsterdam havasının 'fresh'ligi...Hem temiz hem de az nemli olunca çok zinde hissettiriyor insana kendini..

    10) Brunch severler için birbirinden güzel, lezzetli ve sağlıklı opsiyonların bulunması: La Vinia, Vinnies, Dignita

    11) Tabi son olarak söylemeden geçemeyeceğim: onlarca 'coffeeshop' arasında kalınan kararsızlığın verdiği dayanılmaz mutluluk (meraklılara) =)

    Bol keyifler!

    Övgü

     

    Singapur Top 10

    Singapur Top 10

    Herkese selamlar,

    Singapur'da çok keyifli bir 14 gün geçirdikten sonra bildiklerimi, gördüklerimi ve tecrübelerimi size iletmeye karar verdim ve Singapur'da mutlaka yapılması gereken 10 şey listesini oluşturdum.

    Şunu itiraf etmeliyim ki gelmeden önce beklentim oldukça düşüktü. Duyduklarım yüksek binalar, kaçılamayacak kadar çok olan AVM'ler ve oldukça kalabalık olan expat komunitesinden ibaretti. Diğer Asya şehirlerinde yaşadığım sefaletten sonra bir Avrupa rahatlığı beklemiyordum tabiki...Ama itiraf etmeliyim ki beklediğimin çok daha ötesinde bir tabloyla karşılaştım.

    Listeye başlamadan önce Singapur'un dünyanın en pahalı şehiri olduğunu paylaşayım. =) Ama bunun yanında dünyanın yaşanması en kolay, teknolojiye en açık ülkelerinden biri. Oldukça kozmopolit bir ortam var. Hatta girdiğiniz her ortamda mutlaka Asyalı olmayan birileri mevcut. Daha fazla bilgi için Vikipedi'ye göz atabilirsiniz.

    Aşağıda mutlaka yapılması gerekenler listeme başlıyorum:

    1) Marina Bay Sands'in teras katında, 1 Altitude'da ya da National Gallery'nin teras katında bir akşam üstü / akşam kokteyl sefası 

    2) Tiong Bahru semtindeki Art Deco mimarilere karşı hipster kafelerde birer bira yudumlama ya da meşhur Tiong Bahru Bakery'de kruvasan / çaylı muzlu kek yeme

    3) Orchard caddesindeki onlarca büyük, lüks alışveriş merkezine girip çıkma ve Asyalıların lüks marka düşkünlüğünü anlamlandırma

    4) Haji Lane'deki o daracık sokağa girip graffiti dolu olan duvarların tadını çıkarma, bol bol fotoğraf çekme

    5) Şehre 20 dakika uzaklıkta olan Sentosa adasına gidip FOC Sentosa'da bir öğle yemeği üstüne sahilde yürüyüş

    6) Salted and Hung'a rezervasyon yaptırıp Avustralya biralarının ve Wagyu etinin tadını çıkarma (yemeğin sonunu yer fıstıklı tatlıyla taçlandırmayı unutmayın)

    7) Little India'nın bozulmamış o etnik yapısını tadıp, rengarenk yapıların önünde fotoğraf çektirme

    8) Raffles Hotel'de High Tea yani 5 çayına katılma (şehirde hiç birşey yokken Raffles Hotel varmış o yüzden görülmeye ve scone'larından tadılmaya değer)

    9) Chinatown'a gidip, tapınakları gezme, mağazaları turlama ve en sonunda da taptaze meyvelerden özellikle Papaya, Mango ve Passion Fruit'u tatma

    10) Nehrin kenarında sıralanmış onlarca barın olduğu çok keyifli bölge Clarke Quay'e akşama doğru gidip Brewerkz'in ev yapımı biralarından özellikle XIPA'i tatma

    Tüm Singapur yolcularına şimdiden iyi eğlenceler!

    Övgü

    Boston by Melike Özünlü

    Boston by Melike Özünlü

    Herkese karlı bir Boston sabahından merhabalar,

    Ben sırtıma çantamı takip, tabii valizlerim, ve çoğu zaman da mobilyalarımı alıp şehir şehir gezenlerdenim :) Son sekiz senede Boston’ın New York ve DC’den sonra üçüncü şehrim olmasından da anlaşılıyor tabii :))

    Geçtiğimiz kasım ayından bu yana hem turistik, hem de “Bostonlu” aktivitelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Burada hep dedikleri “Boston is a walking city”, gerçekten de öyle, yürüyerek bir uçtan bir ucuna gidebilirsiniz Boston’un. Yaklaşık 4 kilometre olan Freedom Trail’i yürümek sanırım ilk yapılması gerekenlerden. Boston Common’dan başlayarak Bunker Hill Monument’da sonlandırarak, Boston tarihi hakkında doyurucu bilgiye sahip olabilirsiniz.

    İlk geldiğimde, Boston Public Garden beni çok mutlu etmişti, rengarenk yaprakların çimlerin üzerine döküldüğü zamanda da gelince, burası tam da küçük Central Park’mış demiştim:) Yazın da ayrı bir güzel, golde ördekler, kuğular, çimlerde keyif yapmak için ideal.

    Eğer yaz aylarında Boston’daysanız mutlaka ya Duck Tour ya da Sunset boat turlarından yapmanızı şiddetle tavsiye ederim. Charles River’da yelken, kano yapmanın da tadı bir başka tabii.

    Beacon Hill, en favori semtim bu şehirde diyebilirim, Fener lambalı daracık sokaklar, kısa tuğla apartmanlar, Amerika’nın en avrupai semtlerinden biri yapıyor burayı. Biraz yokuş ama kesinlikle yürümeye değer. Sonrasında ya da öncesinde Charles Street’te Tatte Bakery and Cafe’ de soluklanıp lezzetli tartlarıyla bir kahve molası verilmeli :)

    Gelelim Newbury Street’e, sanırım taşındığım günden beri en çok vakit geçirdiğim cadde diyebilirim. Nişantaşı gibi, mağazaların, küçük küçük butiklerin olduğu, yine sağlı sollu kısa tuğla binaların arasında çok sempatik bir cadde. Yemek ve kahve için önerilerimi ayrıca aşağıda belirteceğim elbette :)

    Bir sonraki durağımız North End, İtalyan mahallesi. Minik ekmek fırınlarından tutun da, pastaneler, cafe’ler, italyan restoranlarıyla dolu sıcacık bir semt. Hanover Street, en canlı, en güzel sokağı. The Old North Church (devrim savaşçısı Paul Revere’nin evi de kilisenin bahçesinde), Captain Jackson’s Historic Chocolate Shop’a uğrayıp 18. yüzyılda nasıl çikolata yapılıyormuş, izlemeyi unutmayın.

    Waterfront ise özellikle yaz aylarında yürüyüş için çok keyifli. Boston’ın son iki senede en çok yatırım yapıldığı, yeni restoranların açıldığı bölgesi. Bir boğaz keyfi değil ama, Amerika’da çok da bulunmayan su kenarı restoran-cafe keyfini burada bulabilirsiniz.

    Bir gün de mutlaka Cambridge’e ayırılmalı, MIT ve Harvard’ı görüp, öğrenciliği solumak şart.

    Şimdi gelelim benim en zevk aldığım bölüme :) tabii ki yemek. Zamanımın çoğunu Yelp’de, yemek bloglarında, yemek dergileriyle geçirdiğim doğrudur :)) Haydi hep birlikte göz atalım Boston en iyiler listeme:


    North End:

    • Mike’s Pastry en turistik, cannoli’leri ile ün yapmış, önünde her gün yüzlerce kişinin sırada beklediği pastane ama onun tam karşısındaki Modern Pastry bence lezzet olarak Mike’s Pastry’den hem çok daha iyi, hem de daha değişik tatlılar bulmak mümkün. Bostonlular Modern Pastry’i tercih ediyor, bunu da not olarak düşeyim.
    • Cafe Vittoria’da cappuccino içmeden lütfen North End’den ayrılmayın :) Üzerine kakao tozu serpilmiş cappuccino ve yanında tiramisu. Mutluluğun yemekle bir ilgisi olduğu doğrudur evet:) Bu cafe, hem turistlerin yoğun olarak uğradığı, hem de bu bölgede yaşayan lokal italyanların geçerken arkadaşını görüp, uğradığı her daim kalabalık olan, tipik bir italyan cafesi. Neredeyse 24 saat açık.
    • İtalyan restoranlarına gelince, Scopa, yeni açılmış, minik bir restoran. Bu sokakta bulunan restoranların hemen hemen hepsini denedim ama bence lezzet ve servis bakımından burası kesinlikle fark atar. Aklınızda bulunması gereken bir nokta da, servis konusunda beklentinizi yükseltmemeniz bu sokakta :)
    • Sıranın az olduğu bir zamana denk getirebilirseniz (Akşam 6 öncesi ya da, brunch zamanı) Neptune Oyster’da beyaz şarap eşliğinde lobster roll, tuna tartar, kalamar.
    • Bricco ve Salumeria İtaliana, italyan soğuk et, peynir, makarna, zeytin almak için uğranması gereken marketler. Hatta Bricco marketin yanında bir de küçük bir ekmek fırını var, geçerken kokusundan da anlayacağınız gibi :) Bricco market’in sandviclerini de öneririm, ayaküstü bir atıştırma için.
    • Pizza için: Yine tüm kaynaklar Regina’yı önerecek ama bence Locale’in pizzaları çok daha başarılı.

    Newbury Street:

    • Lolita Cocina & Tequila Bar: Geldiğimden beri en çok gittiğim, Boston’a gelen her arkadaşımı götürdüğüm Meksika restoranı. Kokteylleri, yemekleri kesinlikle çok çok iyi. Yemeğin sonrasında gelen elmalı pamuk şeker ise beni çocukluğuma götürdüğünden mi bilmiyorum ama mutluluk kaynağım :) Rezervasyon şart, ya da kokteylinizi yudumlarken barda beklemece
    • Saltie Girl: Minik bir deniz ürünü restoranı. İstiridye, kalamar, somon konusunda oldukça iyiler. Özellikle barda oturup, yemeklerin yapımını izlerken yemesi daha da keyifli. Sunumları da yemekleri kadar başarılı.
    • Kahve: Render Coffee ya da Barrington Coffee Roasting Company
    • Eataly de birkaç ay önce açıldı, alışveriş merkezi içinde olması biraz kötü ama yine de lezzet anlamında oldukça başarılı. New York şubesi ile aynı çizgide hizmet veriyor.

    South End:

    • Barcelona Wine Bar South End: Tapaslar da şaraplar da çok iyi. Hanger Steak ve ekmekleri olmazsa olmazları.
    • Kava Neo-taverna: Küçücük bir yunan restoranı. Olur da bir akşam uzo-meze yapalım derseniz kesinlikle tek geçerim burayı. Köfteleri ananemin köftelerini hatırlatıyor her gittiğimde :)

    Cambridge:

    • Pizza: Area Four: Obama’nın geldiğinde uğradığı pizzacı diye bilinir. Buranın en iyilerinden bence de.
    • L.A. Burdick: Hot chocolate içmeden dönmeyin

    Son olarak Yvonne’s, iç dekorasyonu çok şık, yemekleri lezzet fırtınası olan yeni açılan restoranlardan biri. Unutmadan Island Creek Oyster bar (deniz ürünleri çok iyi) ve yanındaki The Hawthorne (kokteylleri başarılı) sevdiğim mekanlardan.

    Ve kapanışı müzik ve içki ile yapmak istiyorum. Boston Opera (40 yaş altına 20 dolara opera izleme keyfi), Berklee College konserleri, Wally’s barda jazz. Wally’se girdiğinizde içerisi sizi ürkütmesin, çok iyi gruplar çıkıyor genellikle akşam 9’dan sonra.

    Drink ise menüsü olmayan, sadece sizin ne şekil kokteyllerden hoşlanırsınız diye sorarak, barmenlerin isimsiz içkiler yaptığı bir mekan. Çok kalabalık bir zamanda gitmezseniz (yani cuma-ctesi gecesi gibi) barmenle sohbet eşliğinde değişik tatlar denemek mümkün.

    Harpoon Brewery, Samuel Adams Brewery de bira severler için hem tur, hem tadım mekanları.

    Keyifli gezmeler!

    Barselona by Övgü Akdağ

    Barselona by Övgü Akdağ

    Herkese Selamlar,

    Avrupa’da doldurduğum 4. senemde sanırım en çok tekrarladığım şeylerden biri ilk yaşadığım yer olan Barselona hakkındaki tavsiyelerimi arkadaşlarımla paylaşmak oldu.

    Şimdi yazacağım şeyi seyahat etmeyi seven herkesin çok ama çok iyi anlayacağından eminim: Güvenilen bir arkadaş tavsiyesi her zaman Foursquare / Trip Advisor tavsiyesinden iyidir. =)

    İşte aşağıda sizinle paylaşacaklarım 1 senelik Barselona maceram boyunca biriktirdiğim favorilerim…3-4 günlük bir kaçamağınızda bunları deneyebilirsiniz.


    Turistik kısımla başlayalım, görmeden dönmeyin diyeceklerim;

    Placa de Catalunya (klasik meydan)

    La Rambla: En turistik cadde, bu caddenin sonunda liman var, limanın sonunda da bir alışveriş merkezi akvaryum var..limana kadar yürüyüp denizi görün.

    Barceloneta: Tüm fotoğraflara konu olmuş klasik şehir içi plajı...burada bir ara mutlaka sangrianızı ya da biranızı yudumlayın..

    Passeig de Gracia ve Rambla de Catalunya : En geniş, güzel, lüks caddeler...Mağazalarla dolu, alışverişinizi burada edebilirsiniz.

    Gaudi'nin favorim olan iki evi: Casa Battlo ve La Pedrera..Bunlar zaten Passeig de Gracia’nın üstünde...

    Sagra da Familia: Barselona'nın sembollerinden biri, mimarisi kelimelerle anlatılamaz, görmek gerek.

    Parc Guell: Yine Gaudi’nin mimarisini yaptığı en önemli park, mutlaka görülmeli.

    En tarz, en tarihi, en güzel iki semt: Gothic ve El Born (zaten çok yakın birbirine yürüyerek geçebilirsiniz birinden diğerine)

    Gracia: Nişantaşı-Taksim arası bir semt, gençler arasında çok populer, güzel restoranlar, publar ve butikler var burada..ara sokaklarına dalıp çıkmak gerek

    Tibidabo: Barselona'yı en yüksek noktadan gören çok güzel bir tepe, içinde bir de nostaljik bir eğlence parkı var..Funikulerle çıkmak çok keyifli.

    Montjuic: Yine güzel manzaralı tepelerden biri..Ama asıl bu tepenin altındaki Placa Espana’da izleyebileceğiniz su gösterisi, Fontana Magica var, onu kaçırmayın.

    Benim favorim olan yeme içme kısmına geçersek:

    Meydanlarda takılıp, klasik İspanyol ruhunu solumak isteyenlere (özellikle yaz mevsiminde gidenler için):

    Gracia’da Placa del Sol...Hem meydan, hem de meydanı çevreleyen barlar çok güzel, hep lokallerin olduğu, yerlerde oturup müzik yapan, içkilerini yudumlayan gençlerin takıldığı çok ama çok keyifli bölge....

    Yine başka daha da merkezi bir meydan ise..Placa Reial. Hem meydanda her hangi bir noktada hem de o meydandaki favori barım Ocana’da keyifli bir akşam geçirebilir ve güzel kokteyller yudumlayabilirsiniz. (üstteki yere göre biraz daha turistiktir)

    Yemek için özel tavsiyelerim:

    Maka Maka: Hem plajın dibinde, hem de burgerleri çok lezzetli. Hatta sadece burgerleri parmesanlı patates kızartması ve kokteylleri de enfes. Deniz çıkışı açlığınızı yatıştırmak için bile uğrayabilirsiniz.

    Tapas için favorim: Paco Meralgo..Burayı denemeden dönmeyin derim. Diğer beğendiğim tapasçılar ise sırasıyla:El Velodromo, Ciudad Comtal ve Tapas 24

    Kaiku veya Cal Pinxo: Paella yemeden dönmek istemiyorsanız bu iki yerden şaşmayın…

    Granja Petitbo ve Federal: Favori brunch noktaları

    Cup & Cake: Red Velvet’ı müthiş.

    Vioko ve Gocce di Latte: Siz de benim gibi dondurma meraklısıysanız iki yerin de dondurması birbirinden güzel.

    Il Cafe di Francesco: Barselona’ya gidip Starbucks’a oturmak olmaz. Bu zincir favorim..zaten çok fazla şubesi de yok.

    Boca Chica: Kokteyl içmeyi seven, yeni lezzetlere açık ve orjinallik arayanlar için doğru adres. Sakın tuvalete uğramayı unutmayın, bir süre sonra o bölge klube de dönüşüyor, dj çalabiliyor, çok keyifli.

     

    Şimdiden bol keyifler!