150 TL'nin Üstü Alışverişlerde Ücretsiz Kargo & Kapıda Ödeme Seçeneği Sadece 4 TL
0 Sepet
Sepete Eklendi
    Sepetinizde ürün var
    Sepetinizde 1 ürün var
    Toplam
    Devam Alışverişe Devam Et

    Seyahat Tutkusu

    8 Adımda Simple Community ile Prag Hikayesi

     

    "Bu hikaye gerçek deneyimlerden oluşmaktadır. Hiç bir abartı ve ekleme bulunmamaktadır. Turistik olmayan içerikleri barındırır. Keyifli okumalar dileriz."

    1) 4 Nisan 2018 sabahı erkenden Navy Boom ile yola çıktım. Bu müthiş bahar sabahında Prag’da havanın 16-20 dereceleri gösterdiğini görünce ayrıca şenlendim çünkü pasaportumu ve kartvizit cüzdanımı Navy Boom bel çantamın içine koyup, kah belime kah omzuma çapraz takarak heryeri dolaşabilecektim. Üstelik içine güneş gözlüğüm, rujum, şarj aletim ve tabiki telefonum bile rahatça sığabiliyordu. Ellerimin boşta kalması ve çanta taşımak zorunda olmamam işin cabası..:)

    #navyboom #bumbag #fannybag


    2)Tepemde güneş, etrafımda gülümseyen insan seli ve dört bir yanım tarihi binalar ve ben şehrin göbeğinde (old town) Savic Hotel’de soluğu buldum.



    3)Lokal önerilere bayıldığım için “Kahvem geldi” deyip merkeze uzakta ama burada her gün oturup çalışırım dediğim, enerjisi sanat dolu, kahvesi huzur kokulu Cafe Letka’ya gittim. Baktım herkes neşeli, e ben de rengarenk pencere ve yastıklarıyla kaplı cumbada “Kongi” ile kahvemi yudumluyorum, o zaman dedim ki Kongi benim şansım.




    4)Kendimi film setinde gibi hissettiğim, mimarisi ve binaları renkli ve tarihi yönünü hiç bozmamış bu şehir resmen mükemmel. O ortadan geçen nehri ve köprüleri yaşamanın tek yolu sadece yürümek yürümek ve yürümek. Baharda gitmenin avantajı herhangi bir vasıtaya ihtiyaç duymamak ve her yerin keyfini çıkarmak.

                      


    5)Akşam yemeği için kendimi Brasileiro’ya attım. Sınırsız salata bar ve üstüne şişte gelen binbir türlü marine et / tavuk / balık çeşitleri (bu servis de sen dur diyene kadar durmuyor) yemek hem konsept hem de ziyafet oldu.



    6)Yemek sonrası kokteyl zamanı. Ben kokteyl çok sevdiğim için 2 bara üst üste gittim ve ikisi de birbirinden iyiydi. Zaten aynı grubun yerleri. Hemingway daha klasik çünkü dünyanın en iyi 50 kokteyl barı arasında , Cash Only daha cosy ve genç. Bence ikisi de denenmeli.

                         


    7)Ertesi sabah yine lokal bir öneriye uzunca yürüyüş. Bu sefer hava biraz serin diye açıkta kalan tek yerimi yani bileğimi Dalia ile şenlendirdim. :) Bu şenliğe sonrasında sağlık patlaması ama leziz kahvaltı ve öğlen yemekleriyle meşhur “Herbivore” ev sahipliği yaptı. Bir ben kalmışımdır yazmayan ama trende uyalım ve yenmesi gerekenlere acai bowl ve raw yiyeceklerini yazalım. :)

                     


    8)Benim Prag için ayırdığım zaman yeterli olduğu için yarım günümü de şehre 2 saat uzaklıkta olan SPA ve kaplıcalarıyla ünlü Karlovy Vary’de geçirdim. Burası da evlerin tatlı mı tatlı olduğu minnacık bir yer. Elimde bir tarafı süet, diğer tarafı kutnu kumaşından oluşan bir taşla iki çanta diye tabir ettiğimiz Antares , yarım günde nehir etrafında gezip , kahvemi yudumlayıp, bu beldenin lüks mimari yapısını inceledim.



    Her an herşeyden ilham alabilirsiniz...
    Gittiğiniz, gördüğünüz herşey size anı biriktirir...
    Gün içinde her dakikanızdan keyif almaya başlarsınız..
    Zaman zaman trendi takip edersiniz, kimi zaman klişelerle dalga geçersiniz..
    Rutinleri bozmanın inanılmaz hazzını hissedersiniz..

    Bunları okuyup katılıyorsanız siz de artık bir Simple Community’lisiniz :)

    Sevgiler
    Selay Yarımoğlu

    Amsterdam'a Gitmek için 11 Neden

    Amsterdam'a Gitmek için 11 Neden

    Amsterdam kuşkusuz Türkler için en popüler tatil destinasyonlarından biri. Çevremdeki çoğu arkadaşım en az bir kere ziyaret etmiş mutlaka bu özel şehri. Ben de görmeyenler için özel bir liste oluşturdum ki hazır bilet fiyatları uygunken ve 3 saatlik bir uçuş mesafesiyken bu güzel şehir gidilecekler yerler listesine girsin...

    İşte Amsterdam'a gelmek için 10 neden:

    1) Şehrin her yerinden çıkan birbirinden güzel kanallar ve o kanalları çevreleyen tarihi, kutu gibi ama bir o kadar da etkileyici evler

    2) Avrupa'da gece hayatının en iddialı olduğu yerlerden biri olması, her hafta sonu gitmek isteyeceğiniz birden çok parti olması ve dünyaca ünlü DJ'lerin dinleme şansı (eğlenen kitle de oldukça iç açıcı)

    3) Şehrin içinde görülmeye değer birden çok parkın bulunması...Favorilerim sırasıyla: Vondelpark, Westerpark, Beatrix, Oosterpark (özellikle güzel havalarda piknik için ideal)

    4) Cin tonik severler için bu şehrin hazine değerinde olması...Özellikle Razzmataz'a uğramadan dönmeyin derim

    5) Amsterdam çevresinde de görülmeye değecek bir çok güzel şehir, köy, kasaba bulunması. Bunlardan bazıları Utrecht, Maastricht, Eindhoven..

    6) Sağlıklı beslenme düşkünleri için bir çok organik kafe, restoran, pazar bulunması

    7) Şehrin düz ayak olması ve heryerin yürüyerek ya da bisikletle kolayca gezilebilmesi..Bisiklet yollarının güzelliğini ve rahatlığını görünce bisikletle gezmeyi tercih edeceksiniz =)

    8) Nusret'le kapışacak güzellikte et yeme şansı (Carbon favorim, diğer alternatifler Loetje, Cannibale Royale)

    9) Amsterdam havasının 'fresh'ligi...Hem temiz hem de az nemli olunca çok zinde hissettiriyor insana kendini..

    10) Brunch severler için birbirinden güzel, lezzetli ve sağlıklı opsiyonların bulunması: La Vinia, Vinnies, Dignita

    11) Tabi son olarak söylemeden geçemeyeceğim: onlarca 'coffeeshop' arasında kalınan kararsızlığın verdiği dayanılmaz mutluluk (meraklılara) =)

    Bol keyifler!

    Övgü

     

    Seyahatlerinizde Rutinden Çıkmanın Yolları

    Seyahatlerinizde Rutinden Çıkmanın Yolları

    Herkese Merhaba! Simple Community olarak rutinleri çok sevmeyip yaratıcı ama yalın fikirler ve yaşam tarzıyla ilerlediğimizi anlamışsınızdır. Bu biraz bizim kendi yaşamımızda uyguladığımız felsefe gibi oldu ama hani yanlış anlaşılmasın, kendilerine trend olsun diye yollar bulan kişiler değiliz. Gerçekten isteğimize göre yaşamayı tercih ettiğimiz için kendimizi bu noktada bulduk.

    Seyahat de bunun bir parçası aslında. Benim yaşamımda en keyif aldığım aktivite tam anlamıyla. Keyif almaktan çok besleyici olması ruhuma işliyor. Her seferinde yeni bir farkındalık uyandırdığı için hislerimi sizlerle de paylaşmak istedim. Şöyle oturup bir düşününce seyahat öncesi ve esnasında neler yapıyorum da genelde öneri sorulan bir kişi haline geldim. Bazı zamanlar rehber gibi uzun uzun yazılar yazıp rotalar çizdiğimi bilirim gidecek arkadaşlarım için. Çok basit bir şekilde seyahatlerde rutinlerden çıkmanın birkaç altın kuralını kendimce sıralamak istedim.

    Rutinden çıkmak benim için lokal takılmak, belirli web sitelere takılı kalmayıp alternatif uygulama/web sitelerini kullanmak ve de anılarınızda yer edebilecek o birkaç günü daha da maceraperest hale getirmek...

    Nasıl yaparıma gelince..

    1)Ben mutlaka www.spottedbylocals.com u ziyaret edip, orada yaşayanların önerilerini dikkate alırım. Böylece turistik ve lezzetsiz yemek yememiş ve boşa daha şişirilmiş hesaplar ödemememiş olurum.

    2)Yaşanmışlıkları görmeyi ve gittiğim yerde yaşıyormuş gibi hissetmeyi seven biri olarak uzun zamandır konaklama olarak airbnb dışında bir app. kullanmıyorum. Hem bütçenizi bu şekilde aşağı çekebiliyorsunuz hem de evde kalmanın sıcaklığını seyahat boyu hissedebiliyorsunuz. Tabi doğru seçimi yapmak için biraz vakit ayırmanız gerekecek. Asıl imkanınız var ise ve evinizi başkalarına kiralama konusunda herhangi bir titizliğiniz yoksa mutlaka www.homeexchange.com u deneyin :) Holiday filminden özenerek uygulayacağınız bu yöntem sonucunda kim bilir belki siz de hayatınızın aşkıyla karşılaşabilirsiniz :)

    3)Kesinlikle ağır bavullarla uğraşmayın, küçük bir el bagajı ve sırt çantasını kapıp yola çıkın. Çok ihtiyaç olursa gittiğiniz yerden nasıl olsa alırsınız, milyon tane uygun fiyatlı ürün bulabilirsiniz her yerde, hem giydikçe gezdiğiniz sokakları hatırlarsınız.

    4)Bu benim herkese şiddetle tavsiye ettiğim bir madde! Hayatınızda 1 kez de olsa mutlaka tek başınıza tatile çıkın, herşeyi tek başınıza keşfedin, yeni insanlarla tanışın, farklı kültürlerle sohbet edin. Acıktığınız zaman yemek molasını uzun tutup keyfini çıkararak yemeğinizi yiyin. Hem kendinize hem de etrafınıza çok daha duyarlı olacaksınız ve son gün dönüş yolunda kendinize olan sevginiz daha da artacak :)

    5)İster tek ister başkalarıyla tatilde olun, elinizde mutlaka haritayla gezip bilmediğiniz ya da çok populer olmayan gözünüze hoş görünen sokaklara dalın. Bu hiç umulmadık yerlerden nelerin çıkabileceğinin bir göstergesi, inanın ben hep yapıyorum ve ne dünyalar keşfediyorum.

    6)Bir obje/nesne bulun ve gittiğiniz her yerden onu alın. En basit örneği magnet tabiki ama yine rutinden çıkıyorum. Ben daha anlamlı ve pahası olmayan bir şeyden bahsediyorum. Gezerken sevdiğiniz cafelerden toplayacağınız peçete ya da kartlar gibi.

    7)Son olarak size birkaç app önerisinde bulunacağım. Kendi keşiflerinizi not etmek ve başkalarının keşiflerini okumak için Bonjournal, tripadvisor vb dışında yenilik istiyorum artık diyenler için Triposo, event takibi adına eventbrite, yine yerel önerileri görmek için likealocal, sosyal yerler ve yine eventler için heylets, konserleri görmek için bandsintown.

    Hepsinin ötesinde son ama en önemli önerim fotoğraf çekmek ve seyahatinizle ilgili yer yön bulmak gibi gereklilikleri halletmek dışında telefonunuzu minimumda kullanın. Onun bir iletişim aracı olduğunu unutmadan anınızın keyfini çıkarın derim ben..

    Selay

    Singapur Top 10

    Singapur Top 10

    Herkese selamlar,

    Singapur'da çok keyifli bir 14 gün geçirdikten sonra bildiklerimi, gördüklerimi ve tecrübelerimi size iletmeye karar verdim ve Singapur'da mutlaka yapılması gereken 10 şey listesini oluşturdum.

    Şunu itiraf etmeliyim ki gelmeden önce beklentim oldukça düşüktü. Duyduklarım yüksek binalar, kaçılamayacak kadar çok olan AVM'ler ve oldukça kalabalık olan expat komunitesinden ibaretti. Diğer Asya şehirlerinde yaşadığım sefaletten sonra bir Avrupa rahatlığı beklemiyordum tabiki...Ama itiraf etmeliyim ki beklediğimin çok daha ötesinde bir tabloyla karşılaştım.

    Listeye başlamadan önce Singapur'un dünyanın en pahalı şehiri olduğunu paylaşayım. =) Ama bunun yanında dünyanın yaşanması en kolay, teknolojiye en açık ülkelerinden biri. Oldukça kozmopolit bir ortam var. Hatta girdiğiniz her ortamda mutlaka Asyalı olmayan birileri mevcut. Daha fazla bilgi için Vikipedi'ye göz atabilirsiniz.

    Aşağıda mutlaka yapılması gerekenler listeme başlıyorum:

    1) Marina Bay Sands'in teras katında, 1 Altitude'da ya da National Gallery'nin teras katında bir akşam üstü / akşam kokteyl sefası 

    2) Tiong Bahru semtindeki Art Deco mimarilere karşı hipster kafelerde birer bira yudumlama ya da meşhur Tiong Bahru Bakery'de kruvasan / çaylı muzlu kek yeme

    3) Orchard caddesindeki onlarca büyük, lüks alışveriş merkezine girip çıkma ve Asyalıların lüks marka düşkünlüğünü anlamlandırma

    4) Haji Lane'deki o daracık sokağa girip graffiti dolu olan duvarların tadını çıkarma, bol bol fotoğraf çekme

    5) Şehre 20 dakika uzaklıkta olan Sentosa adasına gidip FOC Sentosa'da bir öğle yemeği üstüne sahilde yürüyüş

    6) Salted and Hung'a rezervasyon yaptırıp Avustralya biralarının ve Wagyu etinin tadını çıkarma (yemeğin sonunu yer fıstıklı tatlıyla taçlandırmayı unutmayın)

    7) Little India'nın bozulmamış o etnik yapısını tadıp, rengarenk yapıların önünde fotoğraf çektirme

    8) Raffles Hotel'de High Tea yani 5 çayına katılma (şehirde hiç birşey yokken Raffles Hotel varmış o yüzden görülmeye ve scone'larından tadılmaya değer)

    9) Chinatown'a gidip, tapınakları gezme, mağazaları turlama ve en sonunda da taptaze meyvelerden özellikle Papaya, Mango ve Passion Fruit'u tatma

    10) Nehrin kenarında sıralanmış onlarca barın olduğu çok keyifli bölge Clarke Quay'e akşama doğru gidip Brewerkz'in ev yapımı biralarından özellikle XIPA'i tatma

    Tüm Singapur yolcularına şimdiden iyi eğlenceler!

    Övgü